Çocuğun edindiği mizaç ve yetenekler doğrultusunda öz benlik ve çevresel etkenler arası uyumlu ve işlevsel bir ilişki kurabilme becerisi önemlidir. Bu uyumu gerçekleştiremeyen çocuklar öz benlik ve çevre ile ilişki kurma ve sürdürmede güçlük yaşayabilmektedir. Bu sorunun temeli genetik faktörlere dayanabildiği gibi fiziksel sosyolojik ve psikolojik temelli de olabilmektedir.
Literatür incelendiğinde çocuklarda sıklıkla görülen bozukluklar davranış bozuklukları fobiler dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu öğrenme güçlükleri fonolojik bozukluklar ve obsesif kompulsif bozukluklardır.
Davranış bozuklukları çocuğun sosyal akademik ve duygusal işlev bütünlüğünü etkiler, çocuğun günlük yaşantısı sekteye uğrayabilmektedir. Çocuk yaşına ve bilişsel duygusal düzeyiyle eşleşmeyen uygunsuz davranışlar sergiler. Yaygın görülen ayırt ediciler, öfke patlamaları, agresyon, şiddete eğilim, yalan söyleme, sosyal uyumsuzluk, kurallara uymakta güçlük ve akademik başarısızlık olarak sıralanabilmektedir. genellikle geçerli tanığın konması 5 yaşından önce gerçekleşmez davranışlar belirli bir yaşa kadar normal kabul edilir tedavi aşamasına gelindiğinde farmakolojik tedaviler bilişsel davranışlı terapi oyun terapisi ve aile terapisinin işlevsel olduğu düşünülmektedir.
Fobiler çocuğun gündelik işlevselliğini bozan yoğun istikrarlı korkulardır. Bu korku herhangi bir nesneye duruma veya yaşanmış bir olaya karşı gelişebilmektedir bu durum çocuğun sosyal duygusal ve bilişsel gelişimini etkileyebilir çocuklarda yaygın olarak görülen popüler karanlık yalnız kalma hayvanlar ve okul fobisi olarak sıralanabilmektedir. Fobiye sahip çocukta kaçınma davranışları, ebeveyne ya da bakım veren kişilere karşı aşırı bağlılık ani öfke ve ağlama nöbetleri görülebilmektedir. Fiziksel olarak hızlı ve düzensiz nefes alıp verme mide bulantısı taşikardi en sık görülen fiziksel semptomlardandır. Fobiler genetik çevresel ve travmatik deneyimler sonucu oluşabilmektedir ayrıca çocuğun farklı yaş dönemlerine özgü korkulara sahip olduğu düşünülmektedir. Erken çocukluk döneminde karanlık hayalet temalı korkular daha baskındır okul dönemine gelindiğinde ise başarısızlık sosyal Temelli kabul görme isteği baskın olabilmektedir. Tedavi süresinde ise bilişsel davranışçı terapi oyun terapisi psikodramadan yarar sağlanabilmektedir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu odaklanamama aşırı hareket hali dürtüsel davranış örüntüsü olarak karakterize edilir. Literatür çalışmalarına bakıldığında dopamin seviyesindeki düşüklüğün hastalığın gelişmesindeki etkisi göze çarpmaktadır. Başka bir araştırmada beyindeki gri maddenin hacminin azlığı ve yapısal farklılığın ilişkili olduğu belirtilmektedir. Gri madde beyindeki otokontrol karar verme ve çeşitli kas kontrolü fonksiyonları ile ilintilidir. Erkek çocuklarında görülme sıklığı daha fazla olmakla beraber gebelik döneminde çevresel riskler alkol sigara madde kullanımı ve erken doğumla ilintili bulgular bulunmaktadır. Tedavi planlanmasında farmakolojik tedaviler davranış temelli terapiler ve ailenin psiko-eğitim alması önem taşımaktadır.
Büşra TURAN
Uzman Klinik Psikolog